Zeus ve Ailesi – Olimpos Tanrıları

Zeus ve Ailesi – Olimpos Tanrıları

Zeus

Babası Cronos’un hükümdarlığını yıkıp yerine geçip tüm tanrıların üstün yöneticisi olan Zeus, göklerin ve yağmurun tanrısı; bulutları da o biraraya getirirdi. Onu kızdıranlara fırlattığı şimşekler silahıydı. Hera’ya evliydi ama çapkınlıkları ve güzel kadınlara zaafıyla ünlüdür. Bir kartal, keyfinin kayhası olarak hizmetindeydi. Getir-götür işleri ve sakiliğini Ganymede yapardı. Ganymede o kadar güzel bir çocuktu ki, Zeus onu Ida dağından kaçırıp Olympos’a getirerek ölümsüz yapmıştı. Zeus ayrıca, yeminlerini bozanların ve yalan söyleyenlerin cezalandırıcısıdır. Ağacı meşe, akıl hocası meşe ağaçlarının vatanı olan Dodona’dır.

Aphrodite

Aphrodite, aşkın, cinsel isteklerin ve güzelliğin tanrıçasıdır. Doğal yeteneklerinin yanında, herkesin kendini arzulamasını sağlayan büyülü bir kuşağı vardır. Doğumu hakkında iki söylenti vardır. İlki onun Zeus ve Dione’un kızı olduğunu anlatır. İkincisi, Cronos hadım edildiğinde denize atılmış olan organından damlayan kanlardan doğduğunu ve kocaman bir midye içinde Kıbrıs’ta karaya çıktığından bahseder. Hephaestus’un karısıdır.

Doğuşu: Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite’nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır. Biri Hesiodos, diğeri Homeros. Hesiodos Thegonia’da bu tanrıçanın denizin köpüklü dalgalarından doğduğunu anlatır. (Yunanca Aphros Köpük demektir) Uronos Gaia’dan doğan çocuklarını doğar doğmaz toprağın bağrına soktuğu için toprak ana şişmekte ve korkunç sancılar çekmektedir. Bu yüzden oğlu Kronos’a  bir tırpan verir ve Kronos’da babasının hayalarını bu tırpan ile keser ve denize atar. Denize dökülen spremlerden Aphrodite doğar. Tanrıçanın Kıbrıs kıyılarında doğduğuna inanılır. 
Homeros’a göre Aphrodite Zeus ile Okeanos’un kızı Dione’den doğmadır.

Kişiliği: Altın Aphrodite der Homeros bu tanrıçaya, daha başka sıfatlarla niteler onu şairler. Bu güzeller güzeli tanrıça işveli, cilveli ve gönül alıcıdır. Homeros bunun sırrını tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü memelikte görür. Zeus’un aklını çelmeyi isteyen Hera ödünç ister bu memeliği.
Sevgiyi, sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil çevresini saran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla gerçekleştirir. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur, ama Thegonia’da Eros Aphrodite’den çok önce doğmuş evrensel bir güçtür, sonradan katılır Aphrodite’nin alayına.
Güzelliği, zerafeti ve bereketi simgeleyen Kharit’ler, Hora’lar ve düğün alaylarının başında giden Hymenasios da Aphrodite’nin çevresindeki tanrılardır. Ne var ki tanrıçasının kişiliği biraz belirsiz olarak canlandırılmaktadır. Ares ile birlikteliğinden Phobos (bozgun), Deimos (Korku) ve Harmonia doğar. Ahenk anlamına gelen Harmonia’nın yanında bozgun ve korku Aphrodite’in kişiliğindeki olumlu ve olumsuz yanları gösterir.

Efsaneler : Kişiliği ile tanrılar arasında önemli bir yer tutan Aphrodite’nin efsaneleri azdır. Aphrodite topal tanrı Hephaistos ile evlidir, nasıl ve nedeni belli değildir. Ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra ballandıra anlatırlar. Bu öykülerin başında Homeros’un Odysseia’sındaki serüven gelir. Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır. Ares ile Aphrodite’nin seviştiklerini güneş tanrısı Helios görür ve Hephaistos’a haber verir. Demirci tanrı Hephaistos da kırılmaz bir büyülü ağ örer ve yatağın altına yerleştirir. Hephaistos onlara fırsat yaratmak için Lemnos adasına gittiğini söyler. İki sevgili sevişince bu ağın içinde hapis kalırlar. Onları yakalayan Hephaistos acı acı bağırır diğer tanrılar ise kahkalarına hakim olamazlar.
Aphrodite’nin başka sevgilileri de olur. Bunlardan biri Adonis, öbürü Troya kral soyundan Aineias’ın babası Ankhises’tir.
Aphrodite’nin öfkeleri ve öç almaları korkunçtur: Şafak tanırçası Eos’a, Phaidra ve Pasiphae’ya belalı aşklar esinler, kendilerine yeterince tapmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadığı koku verir, Kinyras’ın kızlarını kendilerini yabancıya satmaya zorlar. Üç güzeller yarışmasında oynadığı rol ve Paris ile Helena’nın başına getirdiği belalar dillere destan olur. Eros ve Psykhe efsanesinde adı geçer. Kişiliği Helenistik çağdan sonra Rönesans sanatına da bitmez tükenmez bir konu olmuştur.

Kuşlardan güvercin ve serçe, çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmıştır.

Apollon

Apollo, Zeus ve Leto’nun oğlu, Artemis’in ikiz kardeşidir. Altın bir lir çalar; müziğin tanrısıdır. Gümüş bir yayı en uzağa o atabilir; okların tanrısıdır. Tıbbı insanlara o öğretmiştir; iyileştirici tanrıdır. Asla yalan söylemez; ışığın ve gerçeğin tanrısıdır. Apollo her sabah, 4 atlı arabasını gökyüzünü başından sonuna dolaşır ve güneş doğar. Delphi’de bir nasihatçı olrak tanınır. Yunanistanin dört bir yanından insanlar ondan nasihat almak için Delphi’ye gelirler.
Kutsal ağacı defne, hayvanları yunus ve kargadır.

Apollon, mitoloji kaynaklarında tüm sanatların, müziğin, güneşin, şiirin ve ateşin tanrısı olarak geçmektedir. Bunun yanı sıra kahin özelliği de bulunan Apollon, gelecek ile ilgili bilici bir rol üstlenir. Üstelik, kehanette bulunma ve bilme özelliğini, diğer insanlara da geçirebilme gücü bulunmaktadır.

Artemis’in ikiz kardeşi olan Apollon, Zeus ve Leto’nun da oğludur. Aslında Yunan mitolojisinin efsanelerinden olan Apollon, Roma mitolojisinde ise Apollo olarak bilinmektedir. Apollon, birçok resim ve heykelde, elinde altın bir lir ile tasvir edilmektedir. Lir ikonu, Apollon ile bütünleşmiş haldedir. Lir çalmasının yanı sıra, gümüş yayı ile en uzak noktalara ok fırlatabilmesi özelliği ile, okların tanrısı sıfatını da taşımaktadır. Tıp uygulamalarını insanlara öğretmiştir. Dürüst karakter yapısından dolayı, gerçeğin ve ışığın tanrısı olarak da anılmaktadır. Apollon’un kutsal ağacı defnedir. Hayvanları ise yunus, atmaca, kuğu ve kargadır. “Vulturus” lakabını ise, yırtıcı kuşlara verilen Latince bir kelimeden almıştır.

Güneş ışınlarındaki hem hasta edici, hem iyileştirici özellikler, Apollon’un oklarında da bulunmaktadır. Güneş tanrısı sıfatı, Apollon’un öncelikli ünvanı olsa da, Apollon ilk ortaya çıktığında bu özelliğinin olmadığı bilinmektedir. Çünkü asıl güneş tanrısı, Yunan mitolojisindeki Helios’tur. Apollon ve Artemis’in güneş ve ay ile özdeşleşmeleri, bilhassa Romalılar döneminde gerçekleşmiştir. Yunan mitolojisi kaynaklarında, Apollon’dan “Likyalı” ismi ile de bahsedilmektedir. Likyalı sıfatının kökeni ise, Luvi dilinde ışık kavramına karşılık gelen, “lyk” sözcüğüdür. Zaman içinde, Latince dilinde “lux” biçimine dönüşmüştür. Apollon adının geçmişi ise, bazı kaynaklara göre, Etrüsk dilinde ilahi bir kavramı belirtmek için kullanılan Aplu, Apulu ya da Aplum adlarına kadar uzanmaktadır. Yunan mitolojisi içinde, Apollon’un gerçekleştirdiği birçok işten bazıları ise şu şekildedir:

Ares

Ares, Zeus ve Hera’nın oğludur. Ne annesi ne de babası tarafından pek sevildiği söylenemez. Savaş tanrısıdır. Öldürücü ve kana susamış bir tanrıdır ama bir yandan da korkağın tekidir. Aphrodite’le yatakta yakalanınca, kocası Hephaestus tarafından herkesin içinde alay konusu edilmiştir. Akbaba ve köpek kutsal hayvanlarıdır.

Ares, Olimpiyat savaş tanrısıdır. Kendisi  Athena‘nın aksine, sadece yıkıcı kapasiteyi  temsil ediyordu. Dolayısıyla Ares  şiddet ve vahşiliğin sembolü olarak bilinir. Sonuç olarak, evlilik dışı ilişkilerinden bir çok çocuğu olan Afrodit dışında ne tanrılar ne de insanlar tarafından sevildi. Eski antik Yunan kelimelerinden biri olduğu düşünülen ismi ‘’Savaş’’ anlamına gelmektedir. Karakterini ve kendisini yansıtan bir isim olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ares  genellikle bir miğfer, bir kalkan ve bir kılıç ya da mızrak takılı olarak temsil edilir Dört atlı bir araba kullanıyor olarak tasvir edilen Ares’e bu sırada köpekler veya akbabalar da eşlik eder. Bazen oğulları Deimos ve Phobos da onun yanında tasvir edilir. Asil Romalı mevkidaşı Mars’ın aksine , Ares popüler olmayan bir tanrıydı ve hiçbir zaman ilahi bir savaş kasabı imajının ötesine geçemedi.  Sonuç olarak, sadece birkaç lakabı bize ulaştı. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, bazıları şöyledir: “ ölümlülerin cenazesi”, “insan katili”, “şehir fırtınası”, “zırhlı savaşçı”, “silah taşıyan”.

Anlamsız savaşların vahşi tanrısı olan Ares neredeyse evrensel olarak nefret edilirdi.  Sonra bir noktada, Ares Diomedes tarafından savaşta yaralanınca, Zeus bile onu “tüm tanrıların, en iğrenci” diyerek aşağılamış  keşke oğlum  olmasaydın, bile demiştir. Diomedes ile olan dövüşü, Ares’in yer aldığı birçok savaşlardan sadece biridir.  Truva Savaşı sırasında, onun gibi bir savaşçıya ihtiyacı olan Athena onu kandırarak yanına çeker. Herakles , ilk önce Pylos savaşı sırasında ardından oğlu Cycnus’u öldürdükten sonra Ares’i, iki kez yener.  En utanç verici olan ise Otus ve Ephialtes, Aloadae,  bir zamanlar Ares’i kaçırmayı ve on üç ay boyunca bronz bir kavanozun içinde hapse atmayı başarmıştı . Homeros, eğer üvey anneleri Eriboea, Hermes’e bundan bahsetmeseydi, bunun Ares’in sonunu getireceğini aktarıyor .

Ares’in birçok ilişkisi vardı, ancak içlerinden hiçbiri  Afrodit’le olan kadar ünlü değildi. O zamanlar, güzellik tanrıçası, Helios tarafından söylelenenlerden dolayı Ares’in kardeşi  Hephaestus ileevlendirildi.

Hephaestus , Ares ve Afrodit’in yatması gereken yatağa, neredeyse görünmez, tunç bir ağ kurdu, bir süre sonra bir sürü tanrıyla birlikte odaya girdi. Olimposlular çaresizce hapsolmuş severler görünce günlerce güldüler. Bununla birlikte, Afrodit ile  üç ile sekiz arasında çocukları olmuştur ,  Hesiod yalnızca Deimos , Phobos ve Harmonia’yı listeler . Daha sonra ki yazarlar ise dört kişi daha olduğunu kaydederler. Bunlar:  Eros , Anteros , Pothos ve Himeros’tur

Artemis

Artemis, Zeus ve Leto’nun kızı, Apollo’nun ikiz kardeşidir. Vahşi hayvanların ve avın tanıçasıdır. Gençlerin koruyucusudur. Apollo gibi o da gümüş oklarla atış yapar. Erdemin, namusun simgesidir. Çocukarın doğumlarını yönetir (doğumunda Leto’ya hiç acı çektirmemiştir.) Kutsal ağacı servidir. Özellikle geyik olmak üzere tüm hayvanlar ona kutsaldır.

Athena

Athena Zeus’un en sevgili kızıdır. Athena (Minerva) was the daughter of Zeus. Yetişkin, zırhlı ve silahlı bir şekilde, babasının kafasından fırlayarak doğmuştur. Savaşta acımasız ve cesurdur ancak sadece şehri düşmanlardan korumak için savaşmır. Şehrin, el sanatlarının, tarımın ve zekanın tanrıçasıdır. Yuları icat ettip, insanların atı evcilleştirmesini sağlamıştır. Trompet, flüt, çömlek, tırmık, saban, gemi ve savaşta kullanılan at arabası onun icatlarındandır. Bilgelik, akıl ve saflık tanrıçasıdır. Zeus’un en sevdiği çocuğu olduğu için, şimşekleri dahil, babasının tüm silahlarını kullanmaya izni vardır. Kutsal şehri Atena, ağacı zeytin ve hayvanı baykuştur.

Olympos tanrılarının egemenliğini kurduktan sonra Yıldırım Tanrısı Zeus, kendisine ilk eş olarak bilge tanrıça Metis’i seçer. Zeus birçok şekle girerek kendisinden kaçmaya çalışan Metis’i uzun bir kovalamacadan sonra yakalayarak ilişkiye girer. Bu olaydan sonra bir kehanet ortaya çıkar. Toprak Ana’nın kehanetine göre Metis’in bir kız çocuğu olacak ve bir daha hamile kalırsa dünyaya getireceği erkek çocuk Zeus’u tahttan indirecektir. Bunun üzerine Zeus tatlı sözlerle bilge tanrıça Metis’i baştan çıkardıktan sonra yanına yaklaşarak onu aniden yutar.

Bir süre sonra Zeus, Triton Gölü kenarında yürüyüş yaparken dayanılmaz bir baş ağrısına yakalanır. Yanına gelen Hermes, onun rahatsızlığını hemen anlar ve Hephaistos’u baltasını getirip Zeus’un kafasında bir yarık açmaya ikna eder. Zeus’un yarılan kafasından tepeden tırnağa silahlı ve doğarken yeri göğü inleten bir nara atan Athena dünyaya gelir.

Yunan mitolojisinde Athena; zeka, ilham, sanat ve savaş tanrıçası olarak geçmektedir. Roma mitolojisindeki karşılığı ise Minerva’dır. Eserlerde daha çok iki adla yani Pallas Athena olarak anılmaktadır. Pallas olarak anılmasının sebebini Robert Graves şu şekilde açıklamıştır:

Pelasglara göre Athena, Libya’daki Tritonis Gölü kenarında dünyaya geldi ve keçi derisinden giysiler giyen üç Libya perisi tarafından bulunup yetiştirildi. Henüz küçük bir çocukken oyun arkadaşı Pallas’nı, her ikisinin de mızrak ve kalkanlarala oynadığı bir sırada, kazayla ölümüne neden oldu. Acısının bir simgesi olarak kendi isminin başına Pallas’ı ekledi.

Hades

Hades de Zeus’un kardeşidir. Ölülere hükmeden yeraltı tanrısıdır. Kullarının sayısını artırmak için delice uğraşan, açgözlü bir tanrıdır. Erynyes’ler onun değerli misafirleridir. Onu ziyarete gelenlerin yeraltı dünyasını terketmeleri konusunda da oldukça isteksizdir. Aynı zamanda, yerden çıkan değerli metaller onu bolluk çokluk ve servet tanrısı yapmıştır. Onu görünmez yapan bir miğferi vardır. Yeraltı dünyasından pek ayrılmazdı. Acımasız ve hatta korkunçtu ama sözünden dönmezdi ve kaprisli bir tanrı değildi; bilmem bu son iki özellik onu pek affedilir kılar mı Zorla kaçırdığı Persephone ile evlidir. Ölümün tanrısıdır, ama Ölüm de başlıbaşına bir tanrıdır: Thatanos.

Hephaestus

Hephaestus, Zeus ve Hera’nın oğludur. Fiziksel olarak son derece çirkin ve topal olan tek tanrıdır. Ateşin ve demirin tanrısıdır. Tüm tanrıların zırhlarını ve silahlarını o yapar. Demir işlemek için bir volkanı kullanır. Kibar ve barıştan hoşlanan bir tanrıdır. Aphrodite ile evlidir.

Hera

Hera, Zeus’un kızkardeşidir. Sonradan karısı da olmuştur. Oceanus ve Tethys adlı Titanlar tarafından büyütülmüştür. Evliliğin koruyucusudur ve evli kadınlara özel bir ilgi gösterir. Biçok mitolojik anlatı, Hera’nın Zeus’un kendisine sadakatsizliğine karşı aldığı öçlerden, kıskançlığından bahseder. Kutsal hayvanları inek ve tavuskuşudur. Argos, en sevdiği şehirdir.

Hermes

Hermes, Zeus ve Maia’nın oğludur. Zeus’un habercisidir. Tanrıların en hızlısıdır. Kanatlı sandaletleri ve şapkası vardır; bir de büyülü değnek taşır. Hırsızların ve ticaretin tanrısıdır. Yeraltı dünyasına ölülerio götürür. Liri, kavalı, notaları, astronomiyi, ölçü birimlerini ve sporu icat etmiştir.

Hestia

Hestia, Zeus’un kızkardeşidir. Bakire bir tanrıçadır. Evlerin düzeninden sorumlu olan tanrıçadır. Yeni bir çocuk doğduğunda aileye kabul edilmeden önce onu kutsayandır. Her şehrin Hestia’ya kutsanmış herkese açık bir yer vardır. Burda devamlı ateş yakılır ve asla söndürülmez.

Poseidon

Poseidon, Zeus’un kardeşidir. Denizler tanrısıdır. (Neptune) Ona tapınan deniz yaratıkları arasında itibarı büyüktür. Titan Oceanus’un büyük torunlarından Amphitrite, ile evlidir. Silahı dünyayı sallayabilen ve herşeyi paramparça edebilen üç dişli bir çataldır. Zeus’tan sonra diğer tanrılar arasında en güçlü olandır. Okyanus’un derinliklerinde, mercanlar ve deniz çiçekleriyle süslenmiş, fosforlu kızıl bir ışıkla aydınlanan, altından muhteşem bir sarayı vardır. Yunusların, deniz atlarının ve diğer deniz canlılarının çektiği iki tekerli arabasıyla ilerler.

Ahmet İşcan

https://komplo.org

Benzer içerikler

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x